16 Ocak 2017 Pazartesi

BENİ BÖYLE DE SEVER MİSİN? - 2.BÖLÜM

-----------------------------------------------------------------------------------------------------  
  Okumayanlar için  BENİ BÖYLE DE SEVER MİSİN? - 1.BÖLÜM
-----------------------------------------------------------------------------------------------------

              Uzun süren bu depresyon ve halim ortada..
       
              Beni böyle de sever misin?

                                                                   Yeliz

 
             Maili gönderdikten sonra heyecanla beklemeye başladı. Acaba ne cevap verecekti? Beklerken, "Niye inatçılık ediyorum da telefon açmıyorum ki belki de okumayacak mailleri" diye düşündü. İşi gereği e-postasını mutlaka hergün kontrol ederdi Gökhan. Yeliz bir süre sonra uykuya daldı. Ertesi gün, kontrol etti gelen postaları, Gökhan'dan cevap maili gelmemişti. Sonra ertesi gün ve diğer günlerde de. Mutlaka bir sorun olmalıydı, bilgisayarı bozulmuş olmalıydı ya da çok fazla yoğundu işleri. Bu şekilde tam bir hafta geçti. Dayanamayıp telefon açtı, sayısız kez çaldırdı telefonunu fakat Gökhan telefonlarına da cevap vermiyordu. Sabah bir kısa mesaj aldı. Olabildiğince uzun fakat adı kısa olan bir mesaj. "Bak Yeliz benim işimi biliyorsun, farklı ülkelere seyahatlar ediyorum. Saygın insanlarla görüşmelerim oluyor. Ünlü şirketlerin yemeklerine, kokteyllerine katılmak zorunda kalıyorum. Milletvekilleriyle sıkı diyaloglarım var.  Yanımdaki kadının bana ve ortama yakışan biri olması gerekli. Sen kötü bir insansın demiyorum ama bu şekilde olmaz yapamayız. Bu konuyu daha önce konuşmuştuk. Seni de mutsuz etmek istemem. Hoşçakal."

           Yeliz telefonundaki mesajı okuyunca bir yere oturmak ihtiyacını duydu. Midesi bulanır gibi oldu. Gidip bir bardak su doldurdu sonra kendine. "Hayır bu olamaz"dedi. Tekrar telefon açtı. İzah etmek istiyordu bazı şeyleri. Kendisini anlamasını bekliyordu ya da duygularının anlaşılmasını. Bir mesaj daha geldi. "Beni asla arama!" Çaresiz, elindeki telefonu bıraktı. Balkona çıktı hava almak için.

           Tam olarak bir ay boyunca kendisine yazılan mesajı her gün defalarca okudu. Yapabileceği bir şey yoktu. Kabullendi.

            O gece bir eğlenceye davet edilmişti. Yeni aldığı kırmızı elbisesini giydi. Gözlerini ortaya çıkaracak bir göz makyajı yaptı. Saçlarını, aşağıda omuzlarına dökülen bukleleri olacak şekilde taradı. Çıkmadan önce kapının yanındaki boy aynasında kendine şöyle bir baktı. Altı aydır gittiği spor salonunda yaptığı egzersizler çok işe yaramıştı. Mükemmel denebilecek kadar güzel bir vücuda sahipti. Yazdıkları, eski bir tarihe aitti. Gökhan'a aslında bir sürpriz yapmak istiyordu maili gönderirken. Fakat verdiği cevap hiç beklediği gibi değildi.    

           Merdivenlerden aşağı indi. Siyah bir arabanın içinde bekleyen Erdem, hemen arabadan indi. Hızlıca Yeliz'in yanına geldi. Nazikçe elini öptü. Yeliz ona her zaman sorduğu soruyu sordu. "Güzel miyim?" Erdem her zamanki gibi  cevap verdi. "Ruhun kadar değil."

           Altı ay kadar önce tanışmışlardı spor salonunda. Yeliz kilolarıyla başı dertteyken ona en çok yardımcı olan Erdem'di. Her sabah  koşuyorlardı birlikte. Yeliz aksatmadan spora gidiyor, aynı zamanda sağlıklı beslenmesine yardımcı olacak eğitimlere katılıyordu. Ümitsizliğe düştüğü zamanlarda Erdem'e "Sence güzel olabilecek miyim?" diye soruyordu. Hep aynı cevabı almasına rağmen üstelik. "Ruhun kadar değil." Bu söz onu çok motive ediyordu. "Sen sadece var olduğun ve güzel bir ruha sahip olduğun için değerlisin." diyordu Erdem. Dış güzelliğin geçici, fakat ruhun sonsuz olduğunu bir kere daha hatırlıyordu.

           O gece uzun zamandır hiç eğlenmediği kadar eğlendi. Cektirdiği fotoğrafları sosyal medyada paylaştı. Telefonuna Gökhan'dan gece gelen mesaj, ilginçti.

           "Nasıl yani?"









Güzel Kadın